Menü Vilayet Haber | Bursa Haberleri
Tarih: 14.10.2026 10:00
İzmir’in altında 5 bin yıllık tarih yatıyor

İzmir’in altında 5 bin yıllık tarih yatıyor

Facebook Twitter Linked-in

Smyrna Antik Kenti’nde yürütülen kazılar, 2 bin 700 yıl önceki planlı şehir yaşamını ve yaklaşık 5 bin yıllık gümüş takı hazinesini gün yüzüne çıkarıyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin 2014 yılından bu yana desteklediği kazılar, antik kentin mimarisinden üretim kültürüne uzanan geçmişini aydınlatıyor.

İZMİR (İGFA)- İzmir’in ilk yerleşim alanlarından biri olan Smyrna Antik Kenti’nde (Bayraklı Höyüğü) yürütülen arkeolojik kazılar, binlerce yıl önceki kent yaşamına ilişkin önemli bulgular ortaya koyuyor. Özellikle milattan önce 7. yüzyılda gelişen şehir planı; birbirini dik kesen sokakları, farklı işlevlere ayrılmış yapı alanları, atık su kanalları ve harç kullanılmadan inşa edilen savunma duvarlarıyla dikkat çekiyor. Kazılarda 2019 yılında bulunan yaklaşık 406 gramlık gümüş takı hazinesi ise yerleşimin erken dönemlerdeki üretim ve ticaret yaşamına ışık tutuyor.

Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın izniyle Ege Üniversitesi adına yürütülen ve İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından 2014 yılından bu yana desteklenen kazılar, Smyrna’nın kuruluşundan gelişmiş bir liman kentine dönüşmesine uzanan tarihsel süreci ortaya koyuyor.

2 BİN 700 YIL ÖNCE PLANLI KENT YAŞAMI

Bir kenti kent yapan yalnızca evler ve sokaklar değil, bunların belirli bir düzen içinde planlanması. Bayraklı Höyüğü’nde ortaya çıkarılan bulgular, antik Smyrna’da kent yaşamının ihtiyaçları gözetilerek bir yerleşim düzeni oluşturulduğunu gösteriyor. Birbirini dik kesen sokaklar, yapı adaları, kamu yapıları ve üretim alanları, günümüz şehir planlamasını hatırlatan bir düzenin izlerini taşıyor.

Bayraklı Kazı Başkanı, Ege Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Aylin Ümit Erdem, özellikle milattan önce 7. yüzyıldan itibaren gelişen kent planının önemine dikkat çekti. Erdem, “Bayraklı Höyüğü’ndeki mimari verilere baktığımızda, özellikle milattan önce 7. yüzyıldan itibaren gelişmiş bir şehir planının varlığını görüyoruz. Ana caddeleri dik kesen ara sokaklardan oluşan, bugün ızgara planlı yerleşim modeli olarak tanımladığımız bir düzen söz konusu. Yollar arasında kalan alanların belirli işlevlere hizmet ettiğini, kamu ve üretim alanlarının ayrı şekilde planlandığını söyleyebiliriz” dedi.

Smyrna’daki bu düzen, antik dünyada planlı yerleşim anlayışının erken örnekleri arasında değerlendiriliyor. Yüzyıllar sonra Hippodamos’un adıyla anılacak ızgara planlı kent modelinin erken izlerini taşıyan yerleşim, antik insanların yalnızca barınma ihtiyacını değil, ortak yaşamın gerekliliklerini de dikkate aldığını ortaya koyuyor.

ATHENA CADDESİ’NİN ÜÇ ASIRLIK TARİHİ

Antik kentin önemli ulaşım akslarından Athena Caddesi, önünden geçtiği Athena Tapınağı’ndan adını alıyor. Doğudaki anıtsal giriş kapısına bağlanan cadde, milattan önce 7. yüzyıldan 4. yüzyılın sonlarına kadar aynı doğrultuda kullanıldı. Erdem, caddenin kent içindeki önemini şöyle anlattı:

“Athena Caddesi, şehrin ana merkez caddesi olarak kabul ediliyor. Doğu surları üzerindeki anıtsal giriş kapısına bağlanıyor. Milattan önce 7. yüzyıldan başlayarak 4. yüzyılın sonuna kadar aynı aks üzerinde kullanıldığını biliyoruz. İlk mimari yapılar tek odalı megaron planında inşa edilmiş. Ayrıca oval planlı bir ev kalıntısı da var. Sonraki dönemlerde tek ve çok odalı megaronların yanı sıra tapınak ve toplantı odaları gibi kamu yapıları ortaya çıkıyor. Böylece savunma duvarları içinde sivil ve kamusal yapıların bulunduğu planlı bir kentle karşılaşıyoruz.”

Antik Smyrna’nın en önemli yapılarından Athena Tapınağı da kentin mimari gelişimini gösteren buluntular arasında yer alıyor. Milattan önce 7. yüzyıldan itibaren kullanılan ve zaman içinde farklı eklemelerle yenilenen tapınak, 6x10 sütunlu planıyla Batı Anadolu’nun erken taş tapınak örnekleri arasında değerlendiriliyor. Yapının bulunduğu alanın teraslarla yükseltilip sağlamlaştırılması da mimarinin arazi koşulları dikkate alınarak şekillendirildiğini gösteriyor.

HARÇSIZ SURLARDA MÜHENDİSLİK HESABI

Smyrna’nın savunma duvarları, antik dönemin inşaat tekniklerine ilişkin önemli bilgiler sunuyor. Kazılarda farklı dönemlere tarihlenen üç savunma duvarı evresi belirlendi. En erken evre milattan önce 9. yüzyıla, ikinci evre 8. yüzyıla, son evre ise 7. yüzyıla tarihleniyor. Bu katmanlar, kentin zaman içinde yıkımlar, onarımlar ve yeniden inşa süreçlerinden geçtiğini ortaya koyuyor.

Erdem, duvarların yapım tekniğine ilişkin şu bilgileri verdi:

“Savunma duvarlarına baktığımızda taş blokların arasında harç veya beton gibi bir sistem bulunmadığını görüyoruz. Duvarlar, taşların birbirine kilitlenmesiyle oluşturuluyor. Özellikle milattan önce 7. yüzyıl evresinde taşların birbirine çok daha iyi geçtiğini görüyoruz. Duvarı güçlendirmek amacıyla alt ve üst örgü arasında bir miktar eğim verilmiş.”

Doğu savunma hattında ortaya çıkarılan anıtsal giriş kapısı da özgün yapısıyla dikkat çekiyor. İki kule arasına yerleştirilen kapıların aksine Smyrna’da tek kuleyle desteklenen ve rampalı bir yolla kente bağlanan bir giriş sistemi tespit edildi.

ANTİK KENTİN YER ALTINDAKİ ALTYAPISI

Smyrna’da planlı kent yaşamının izleri yalnızca sokaklarda ve yapılarda değil, altyapı sisteminde de görülüyor. Kazılarda evlerin içinden geçen atık su kanalları ile anıtsal giriş kapısındaki rampalı yolun altında büyük bir su kanalı bulundu. Yerleşimin doğu kesimindeki teras duvarları da su yönetimi açısından önem taşıyor. Meles Çayı’nın alüvyonlarıyla dolan bölgede bazı terasların su baskınlarını önlemek amacıyla yapılmış olabileceği değerlendiriliyor.




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —